17 Ekim 2015 Cumartesi

KİTAP 36 # BAY UZAY GEMİSİ / TOPLU ÖYKÜLER 1 - PHILIP K. DICK



BAY UZAY GEMİSİ / TOPLU ÖYKÜLER 1

/ BEYOND LİES THE WUB  ( VOLUME ONE OF THE COLLECTED STORİES )

Philip K. Dick

Çeviri: Berna Kılınçer


Büyülü Fener / Alfa Basım Yayım

Tür: Bilimkurgu

632 Sayfa

     Merhaba arkadaşlar. Eğitim ve iş hayatımın arafında olduğum bu senenin en yoğun ve karmaşık dönemlerini yaşıyorum, bloga yeterli vakti ve özeni gösterecek imkan bulamadım, sırf bir şeyler yazmış olmak adına da girip de saçmalamak istemedim. Malum bir vaadde bulundum, Roma hukukunda afili cümleler silsilesinde yoğun anlamlar barındıran birçok ilkeden biri 'Omne promissum cadit in debitum' yani 'Her vaad bir borca dönüşür' ilkesine bağlı kalmak için elinden gelen her şeyi yapmaya çabalayacağımı bilmenizi isterim. Söz verdiğim her kitabı buraya gireceğim. Dürüst olmak gerekirse bazılarını hala okuyamadım, uzun zamandır sinirden stresten kitap okumakta çok zorlanıyorum. Hayır aslen sinirli bir insandan çok umutları olan, olabildiğince çok tebessüm eden, mutlu olduğumda göstermekten çekinmeyen bir insanım. Ancak uzun zamandır gerek yukarıda değindiğim eğitim-iş hayatımın geçiş döneminden gerek ülkemizde yaşanan acı ve yıkıcı olaylar ve bazı insanların insani olmayan tepkilerinden dolayı mutlu değilim, aşırı hassasım, düşünceliyim. Hayatı, düzeni, insanları tanıma, algılama ve kendimi bu çerçevede bir yere oturtmada en sancılı, en umutsuz dönemlerimi yaşıyorum desem yalan olmaz. O yüzden kafam fazlasıyla dağınık. Ulus Baker'in de dediği gibi yazmak da bir düşünme şekli, elimi kafama koyarak düşünmekten, düşündükçe de bunalmaktan yoruldum, buraya yazarak biraz da olsa rahatlamaya çalışayım dedim. İçimi hazır rahatlatmışken Rafına Sığmayanlar'dan çıkıp İçimden Taşanlar bloguna dönmeye başlamadan, uzun zaman aradan sonra konuşacağımız ilk kitabımıza bakalım, ne dersiniz?

source : frpnet.net
     Bay Uzay Gemisi, Büyülü Fener - Alfa Basım Yayım'ın 5 cilt olarak çıkarmayı tasarladığı Philip K. Dick Toplu Öyküler serisinin ilk cildi. Şu an hali hazırda iki cildi çevrilmiş durumda. Kitabın önsözünde Phlip K. Dick'in bilimkurgu'nun ne olduğu konusunda muhteşem bir yazısı var. Bilimkurgu edebiyatına önyargıyla yaklaşan yahut popüler edebiyatın önüne bilimkurgu diye sunduğu, uzayda geçen her tür absürdlüğü bilimkurgu olarak niteleyenlere iki çift söz mahiyetinde olacak bu yazıdan alıntılama yapmazsam bu kitabın hiçbir çarpıcı felsefik derinliği kalmayacak.

'' Bilimkurgunun özü budur, toplum içerisinde kavramsal bir yerinden oynatma ''

'' Önce bilimkurguyu onun ne olmadığını söyleyerek tanımlayacağım. Gelecekte geçen bir hikaye (ya da roman ya da oyun) olarak tanımlanamaz, çünkü gelecekte geçen ve bilimkurgu olmayan uzay macerası diye bir şey vardır: Bu da tam adı gibi bir şeydir. Gelecekte uzayda geçen süper ileri teknolojinin olduğu maceralar, savaşlar ve mücadeleler. O halde bu neden bilimkurgu sayılmaz? Örneğin Doris Lessing öyle olduğunu varsayar. Ancak uzay macerasında, temel malzeme olan ayırt edici yeni fikir eksiktir. Ayrıca şimdiki zamanda geçen bilimkurgu da olabilir. O halde bilimkurguyu gelecekten ve ultra ileri teknolojiden ayırdığımız takdirde elimizde bilimkurgu diyebileceğimiz ne kalır? ''

''Kurmaca bir dünya ilk adımdır, bu aslında olmayan bir toplumdur. Yani bilinen toplumumuz onun için bir başlangıç noktasıdır. Toplum bir biçimde bizim toplumumuzdan çıkar, alternatif dünya hikayesi ya da romanında olduğu gibi belki dikey olarak. Bu, yazarın bir tür zihinsel çabasıyla yerinden oynattığı kendi dünyamızdır. Ya da olmadığı ya da henüz olmadığı bir şeye dönüştürülmüş dünyamızdır. Bu dünya verili dünyadan en az bir biçimde farklılık göstermelidir. Bu biçim de toplumumuzda ya da geçmişte ya da gelecekte herhangi bir bilinen toplumda meydana gelmeyecek olaylara yol açmaya yeterli olmalıdır. Bu yerinden oynatmada tutarlı bir fikir olmalıdır, yani yerinden oynatma yalnızca önemsiz ya da tuhaf değil, kavramsal bir yerinden oynatma olmalıdır. Bilimkurgunun özü budur, toplum içerisindeki kavramsal bir yerinden oynatma. Böylece yazarın zihninde yeni bir toplum üretilir, kağıda aktarılır ve kağıttan da okurun zihninde sarsıcı bir şok oluşturur, tanıyamamanın şokunu. Okur okuduğunun gerçek dünyası olmadığını bilir.''

'' En iyi bilimkurguyu tanımlamaya gelince;  kavramsal yerinden oynatma ya da bir başka deyişle yeni (ya da eskinin bir başka varyasyonu) olmalıdır ve okuru entelektüel  anlamda harekete geçirmelidir. Zihnine girmeli ve o zamana kadar aklına gelmeyen bir şeyin olabilirliğine uyandırmalıdır...''

     İyi bir bilimkurgunun uyarıcı ve zihinde fikirleri dallanıp budaklandırması sonucu bir reaksiyon başlattığını savunan yazar bu reaksiyonun okurun zihnini açmak suretiyle okurun zihninin yaratmaya başladığını ifade eder. İyi bir bilimkurgu, okurla yazar arasında her ikisinin de yarattığı ve yaratmaktan zevk aldığı bir ortaklıktır, öyle ki okuyucu yaratıcılığı oluşturan bu ortaklığı deneyimlemenin hazzını yaşamaktadır. Yazara göre de yeniliği keşfetmekten keyif almak  bilimkurgunun son malzemesi ve temelidir. Philip K. Dick'in düşüncesiyle tutarlı bir yazar olduğunu eserlerini ilk okuduğunuzda anlayacaksınız. Daha önce Bıçak Sırtı kitabını blogumda paylaşmış ve kitabın gerçeklik algısıyla oynayan ve gerçek kavramını bir filozofa yaraşacak şekilde kavramsal olarak sorgulattığını aktarmıştım. Öykülerde de bu esaslı nokta değerini koruyor. 

      Yeri gelmişken giriş yazısını da bir diğer değerli bilimkurgu yazarı Roger Zelazny kaleme almış. Philip K. Dick hakkında yerinde ve gerçekçi değerlendirme yapan Zelazny'e en çok katıldığım nokta ise şu sözlerindeki muazzam tespittir :

'' Philip K. Dick'in bir kitabını bitirip kenara koyduğunuzda verilen kişisel tepki, üzerinde düşünüldüğünde bir hikayenin anısından ziyade zengin metaforlarla dolu bir şiirin üzerinizde bıraktığı etkidir. ''

    Serinin ilk cildi için Philip K. Dick'in öykü anlamında bilimkurgu'da yarışılmaz bir yazar olduğuna her türlü iddiaya çekinmeden girerim. Okuduğum her öykü şöyle ya da böyle birçok filmde konu olarak kullanılmış, kullanılmayanlar ise sinema sektörüne dolarlar yağdırabilecek kadar ilgi çekici, gizemli, kafa karıştırıcı, darmaduman edici nitelikte. Cildi bitirdiğimde ''Vay beah! Asimov reis senin yerin dünyada ayrı ama bu adam kesinlikle dünyalı değil, o bilimkurgunun dünya dışı starı!'' dedim kendime. Valla dedim.

source:humansarefree.com
     Kitapta toplam 25 öykü var. Bilimin her türlü işin içine dahil edildiği kitaptaki öykülerdeki hayalgücü ağzınızı açık bıraktıracak. Benim en çok beğendiğim öyküler ise ''Bay Uzay Gemisi'', ''Maaş Çeki''  ''Koloni'' ve ''Elflerin Kralı'' idi. Aman sakın 'en' kelimesini kullandım diye diğer öykülerin sıradan, yahut sıradanın biraz üstü olduğu gibi düşüncelere kapılmayın. Öykülerin her biri türünün en iyileri arasında kendine üst sıralarda bir yer bulur. ''Bay Uzay Gemisi'' insan ile makine ilişkisinde gelecekte gerçekleşmesini beklediğim ancak spoiler olacağı için burada değinemeyeceğim bir teknolojiyi ele alması bakımından en iyilerden birisiydi, Maaş Çeki ise kapitalist sistemde yaşayan bizler için mantıki olarak kavramakta zorlanacağımız bir sonu giriş olarak kullanıp, zamanda geriye aynı zamanda da ileriye doğru giderek, daha sonra ise geri ve ileriyi bir noktada kesiştirerek ''Filip bizde kalmamış, eccük zeka ve hayalgücünden na şu küççük fincana koyup verebilin mi?'' diyerek komşu kapısını aşındırtacak cinsten bir öykü. ''Koloni'' ise şu ana kadar okuduğum ve iliklerime kadar ürpermeme sebep olan nadide yazımlardan biri. '' Elflerin Kralı'' ise yine gerçek mi hayal mi, yoksa rüya mı? Ne lan bu? diye başımı döndüren ardından ''aa koltuğun arkasında görünen şu uzun çıkık şey elf kulağı mı lan?'' diyerek şeker verilerek kandırılan bir çocuk misali dikkatimi dağıtan, bu şekilde beni uçsuz bucaksız hayal dünyasına sokan bir öyküydü.

     Kitapta ayrıca; zamanda yolculuklar, zaman kepçeleri, Güliver'in gezilerilerinin bilimkurgusal güzellemeleri, robotların insanın doğasına mahkum olmuş vahşi kullanım biçimleri, zamanda büyük kırılmalar yaşatan kelebek etkisi olaylar, bilimsel sahada birbirlerine en korkunç, aynı zamanda en harika deneyleri deneyimleme kazığı atan biliminsanları, uzayda koloni kurmuş ancak hala insanlığı kuramamış dünyalılar, filmlerde izlemeyi en çok sevdiğim huzursuz, içinizi daraltan döngüsel kurgular dahil olmak üzere neler neler var. Çeviri hususunda da orijinalinden karşılaştırma yapma imkanım olmadı  yalnız ara sıra düşük cümlelerle karşılaşabiliyorsunuz, yazım yanlışlıkları da cabası ama okumayı engelleyecek seviyede kesinlikle değil. Benim için sorun olmadı, aksine öyküleri dilimize orijinal hali ile kazandırdıkları için yayınevine minnettarım, çok güzel bir iş çıkarmışlar. Uzun lafın kısası bitmesin isteyeceğiniz bir kitap, düşünün ben okumadığım bir tane daha var rahatlığını kaybetmemek adına ikincisini hiç okumak istemiyorum. Yazıma artık burada son veriyor ve herkese keyifli okumalar diliyorum.

4 yorum:

  1. Bilim kurgu olarak daha önce hiç okumadığım bir yazardı. Taki siz bıçak sırtını önerene kadar. Geçen sene bu yazar ile sayenizde tanışıp kitabı okudum. Bilim kurguyu sevmeme rağmen bende çok büyük bir etki yaratmadı. Belki edebi olarak daha belirli bir aşamaya gelmemiş de olabilirim bu konuda yeniyim çünkü. Her yıl bir kitabını okumak üzere listeme ekledim yazarı. Bu sene yüksek şatodaki adamı okumayı planlıyorum ilginç bir konusu var. Bu seride çıkacak kitaplar konusunda aklıma takılan bir husus var. Daha önce Türkiye yayınlanmamış hikayelerini 5 cilt olarak basacaklar değil mi?

    Bu arada Hapishanenin Doğuşu- Michel Foucault yorumu heyecanla beklemekteyim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar Epichan :)
      Aslında haklısın biliyor musun bu öyküleri okuduktan sonra Philip K. Dick'e Bıçak Sırtı'yla başlamak doğru değil, hele bilimkurguya hiç değil :) oo her yıla bir kitabı çok az değil mi? :) Daha önce Türkiye'de yazarın öykü kitabı yayımlandığı hakkında bir bilgim yok ama şu ana kadar gördüklerimin hepsi romandı. Bu seri orijinalde de 5 ciltlik bir toplu öyküler serisi, Amerika'da ilk olarak özel baskı şeklinde basılmış, açıkçası Türkiye'de ilk olduğunu düşünüyorum, bu arada Yüksek Şatodaki adamı ben de çok merak ediyorum. Okuduktan sonra düşüncelerini paylaşırsan çok sevinirim :)

      Hapishane'nin Doğuşu'nu 2. defa okuyacağım bir süre içerisinde ve güzel bir hazırlık yapmaya çalışıyorum, malum bazı kitapların hakkı verilmeli. Kendimi bu hakkı verecek yetkinlikte görmemem sebebiyle yazının biraz daha fazla özenli olması için kitaba fazladan zaman ayırıyorum. Umarım heyecanla beklemene değer :)

      Sil
    2. Bilim-kurgu edebiyatına yeni girdiğim için önümde büyük bir kitaplık belirdi birden. Bundan dolayı her yazarın bir kitabını okuma yılı içine eklemeye karar verdim. Bunun içinde sadece PKD yok tabi ki. Asimov, L.Guin, A. Clark, F. Herbert, J. Verne vs aklıma gelmeyen kişiler var.

      Biliyorsun birde çok roman okuma konusuna takık bir kişiydim. Bunu biraz aşmaya karar verdim. Yeni yazarlar ve bazı klasikleri okuma listeme ekledim. Diğer kitapların yanında zaten su gibi gidiyor bunlar. Onların yanında çok rahat okuyorum. Ama bunları blog'a eklemeyeceğim.

      Sil
    3. Evet bu açıdan hiç düşünmemiştim, bir yazara ayırmaktansa tüm zamanı, alanında uzman birçok yazara ayırmak en mantıklısı. Ama bence blogda da paylaşabilirsin, tabi zaman sıkıntısı söz konusu sanırım, öyleyse tercihinin yerinde olduğunu söyleyebilirim. Paylaştığın kitapların birçoğunu bilmediğim, okumadığım için benim gibi okurların işine şu an paylaştıklarını paylaşman daha çok geliyor açıkçası zira birçok yeni kitap öğrenmiş oluyoruz :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...