28 Kasım 2015 Cumartesi

KİTAP 40 # DOMUZLARI TEKMELEYEN ÇOCUK - TOM BAKER


DOMUZLARI TEKMELEYEN ÇOCUK
 ( THE BOY WHO KICKED PIGS )

Tom Baker

Çeviri: Oya Yalçın


Altıkırkbeş ( 6:45 ) Yayınları  

Tür: Gotik / Roman / Hikaye
120 Sayfa

        Gelmiş geçmiş en iyi dizilerden biri olan Doctor Who'da 4. doktor olarak 7 yıl boyunca rol alan oyuncu Tom Baker toplamda iki kitap yazmış. Kitaplardan biri, aktörün otobiyografisi olan ve 1997 yılında yayınlanan  ''Bu Tom Baker Da Kimdir ?'' (Who on earth is Tom Baker?) adlı kitap, diğeri ise okumaktan büyük keyif aldığım ve az sonra izlenimimi sizlerle paylaşacağım, orijinali 1999 yılında yayınlanan, İngiliz edebiyatında ''Grostesque Masterpiece'' olarak adlandırılan  ''Domuzları Tekmeleyen Çocuk'' adlı garip, huzursuz edici bir o kadar da ilginç bir gotik eser.


Kitabın Türkçe çevirisi, içinde kitabı kopyalamak isteyenlere karşı mizahla karışık (Belki de değildir kim bilir?) uyarıları ve lanetlerini sunmaktan çekinmeyen Altıkırkbeş (6:45) Yayınlarına ait. Çıkardıkları kitaplara uygun bir mizah ve yayın politikası izleyen Altıkırkbeş (6:45) Yayınlarının tek kusuru çevirdikleri kitapları seçmede gösterdikleri özen ve yeterliliği, kitapların çevirisinde gösterememeleridir. Ancak çevirilerinin de zamanla oturacağından hiç şüphem yok, sıkı bir Altıkırkbeş (6:45) Yayınları okuyucusu olarak beklentimi en üst düzeyde tutmaktan çekinmek istemiyorum, biz okurlarını hayal kırıklığına uğratmayacağını düşünüyorum.

    Kitap, kahramanımız Robert Caligari'nin o gün öleceği gün olduğunu söyleyerek başlıyor. Robert; annesi ve kız kardeşiyle birlikte yaşayan, bilgili olduğunu düşünen yetişkinler tarafından ''toplum düzenine aykırı'' olarak nitelendirilen 13 yaşında bir çocuktur. Yazar da bizi en başta Robert'ın bir canavar olduğu konusunda uyarıyor; yazdığı hikayenin yaşanan bir gerçek ve kendisinin yaşananları yazmak zorunda olduğunu, okumaya karar verenlere ise şimdiden şans dilediğini belirtiyor.

   Robert günlerini genelde Vampir Çıkmazı 7A'da yer alan evinde yerel gazetenin seri ilan sayfalarını okumakla ve yapacağı kötülükleri düşünmekle geçiren bir çocuk. Ana başlıkları sevmeyen ve hepsini birbirinin tekrarı olarak gören Robert, seri ilanları okumak suretiyle insanların akıllarından ne geçtiğini de anlayabilecek kurnazlıkta. Keza mahalle sakinleri de pek aklı selim değiller, Robert'ı toplum düzenine aykırı gördükleri kadar, yaptığı aykırılıkları da bir köşede keyif alarak izlemektedirler.

     Robert'ın bazı yönleriyle acayip olduğu küçüklükten bellidir, öyle ki küçükken yapmayı en sevdiği şey, evde kimse olmadığı zamanlar kız kardeşi Nerys'in Travor adındaki domuz şekilli para kumbarasına bütün gücüyle tekmeyi basıp, onu etrafta uçuşurken görebilme zevkini tatmak.

   Domuz tekmelemenin Robert için takıntı haline gelmesi uzun sürmez, nerede bir domuz veya domuzla alakalı bir şey görse mesela bir domuz pastırması ya da domuz etli bir sandviç, içinde ona tekmeyi basma isteği kaynamaya başlar.

   Bir gün içindeki domuz tekmeleme isteğini, başına gelen talihsiz bir olay nedeniyle kaybeden Robert'ın içindeki nefreti bir yere yönlendirmesi gerekir ve bu nefretten nasibini alacak canlı ise insan olacaktır. İnsanlardan aslında hiç de hoşlanmadığını o gün fark eden Robert, insanların tiksindiği fareler, domuzlar, hamamböcekleri gibi tüm canlıların intikamını almak üzere insanlığa karşı eylem planını hazırlarken aslında kendi hazırladığı feci sona yürümektedir.

    Kitap gayet eğlenceli, yeri geldiğinde mide bulandırıcı, bir o kadar da psikopatlık, vahşet ve acımasızlıkla dolu. David Robert'ın illüstrasyonlarıyla görsel bir şenlik yaşatan kitapta, yedi ölümcül günah, İsa'nın ''Son Akşam Yemeği''ndeki 12 havari vs. olmak üzere Hristiyanlığa yapılan göndermeler birtakım metaforlar aracılığıyla sunulmuş. Kısaca elinize aldığınızda bir saatte bitirebileceğiniz, bitirdiğinizde iğrençlik, absürtlük, eğlence adına ne varsa kendinizi fazlasıyla doymuş hissedeceğiniz rahatsız edici bir kitap. Okumakta ısrar edenlere ben de kendi adıma şimdiden şans dilerim.

   Son olarak kitap İngiltere'de tiyatro eserine dönüştürülerek sahneye aktarılmıştır. Aşağıya ilgili oyunun tanıtımını içeren videoyu bırakıyorum. Gayet keyifli ve eğlenceli bir oyuna benziyor, Türkiye'de de sahnelense ne iyi olurdu değil mi ama?

    Herkese keyifli okumalar dilerim.

       

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...