14 Aralık 2015 Pazartesi

KİTAP 43 # TÜRK BİLİMKURGU ÖYKÜLERİ 1 - REFİK HALİT KARAY / BÜLENT KAYRAN / ÖZLEM ALPİN ve DİĞERLERİ


TÜRK BİLİMKURGU ÖYKÜLERİ 1

Refik Halit Karay / Bülent Kayran /Özlem Alpin / 
Coşkun Hepyonar / İmren Mutlu / Ayşegül Engin
Cüneyt Uçman / Eren Sezen / Gurur Ası
M. Ömer Nayır / Cüneyt Gültekin / Alkın Güngör

İm Yayın Tasarım
Tür: Bilim Kurgu / Fantastik / Öykü
228 sayfa

  Türkiye'de bilim kurgu okur sayısını, kaliteli bilim kurgu eserlerini okurlarına sunarak arttırmak amacıyla İm Yayın Tasarım'ı kuran, aynı zamanda kendileri de birer bilim kurgu yazarı olan Hakan Alpin ve Özlem Alpin çiftinin, Türk Bilim Kurgu yazınındaki büyük boşluğu az da olsa doldurmak amacıyla derlediği eserin maalesef devamı gelmemiş. İsminden de anlayacağınız gibi bir mini külliyat oluşturmak için çıkılan yolda, düşündüğüm kadarıyla okurlar gereken ilgiyi göstermemiş olsa gerek ki kitap;  ''Türk Bilimkurgu Öyküleri 1'' olarak kalma kadersizliğine mahkum olmuş.

    Öncelikle gerek ekonomik sıkıntılar gerek yaşamın getirdiği bezdirici yorgunluk dolayısıyla kitaptan ve okumaktan gittikçe uzaklaşan insanımıza yeni ve alternatif dünyalar sunarak bir soluk aldırmak için çaba harcayan Alpin çiftini samimiyetleri ve kısıtlı imkanlara rağmen gösterdikleri özveri için tebrik etmek istiyorum. Bilim kurgu okurlarının gün geçtikçe sayılarının katlanarak artmasında önemli emekleri olduğu yadsınamaz bir gerçek.

     Kitabımızda Özlem Alpin de dahil olmak üzere, 12 yazarın 12 bilim kurgu öyküsü yer alıyor. İlk öykümüz, edebiyatımızda da ilk bilim kurgu eseri olma özelliği gösteren ''Hülya Bu Ya'' adlı Refik Halit Karay'a ait öykü. Öykü hakkında detaylı bilgiyi aşağıda bulacaksınız. Ancak ben kitapta özellikle bir öyküye değinmek istiyorum. Kitabın aynı zamanda en uzun öyküsü olan ''Gökruhu'' ; siberpunk (cyberpunk) türündeki eserlerin şu ana kadar okuduğum kadarıyla en dumura uğratıcı, en yaratıcı ve özgün örneklerinden biriydi. Yani şu an bestseller olmuş, filmi çekilmiş ve çekilmeye devam edilen birçok eserden kurgu, heyecan, gerilim, hayal gücü ve yaratıcılık bakımından eksiği yok, fazlası var. Siber dünyaya çok farklı ve 'Vay beh!' dedirttirecek bir bakış açısı getiren bu öyküyü mutlaka okumanız lazım.

    Sonra biz neden bilim kurgu eseri üretemiyoruz demeyelim lütfen, üretiyoruz abi, ama ne kadar verimli tüketiyoruz? Biraz da bunu sormak lazım. Şahsen ben sordum ve yazarı Bülent Kayran hakkında, yüce google'da bir arama yaptım. Maalesef tek kapsamlı ulaşabildiğim yazı, benim gibi eserin hak ettiği ilgiyi görememesinden üzüntü duymuş birinin, eseri ölümsüzleştirmek adına ekşi sözlüğe anıt mahiyetinde girdiği enrtysi oldu. Buradan da yazarın twitter adresine girdim, paylaşımlarında ''Kayıp Rıhtım''da Mit tarafından yazılmış, Hugo Ödülleri'nin içine düştüğü içler acısı durumu gözler önüne süren über detaylı '' Çanlar Hugo Ödülleri İçin Mi Çalıyor '' yazısını buldum, sabaha doğru saat 5'e gelirken okumaya daldığım bu yazı iyice tuz biber oldu, bir dertlendim ki sormayın. Hay arı sokasıca ellerim. Uzattım yine konuyu dimi? Neyse demem o ki yazarın ilk ve son eseri, türün en güzel örneklerinden biri olmuş. Yazar, daha birçok mucizeler yaratabilecekken artık şevki nasıl ve kim tarafından kırıldıysa kırılmış ve yazılarının arkası gelmemiş. Türkiye için bir ayıp, biz okurlar içinse büyük bir kayıp.

İm Yayın Tasarım'a ait elimde bulunan kitaplar. Bastıkları kitaplar arasında Hugo Gernsback, Edgar Allan Poe gibi yazarlara ait kitaplar da var.
    İzninizle Refik Halit Karay'a ait, ilk Türk Bilim kurgu eseri ''Hülya Bu Ya'' adlı öyküye de değinmek istiyorum. Refik Halit Karay'ın, İstanbul yerine Ankara'nın başkent yapılmasını, 1921 yılının Ankara'sının fakirliğini, gelişmemişliğini ve dönemin milletvekillerini eleştirme amacıyla ironik dille yazdığı öykü, bir anda bilim kurgusal bir eser olup çıkıvermiş. Kurguda; yurt dışında yapılan dedikodularla Ankara'nın bayındırlığı ve medeniyeti göklere çıkarılmıştır. Olayı bize aktaran kişi ise, övgülerin abartısız ve gerçek olup olmadığını merak eden ve merakını gidermek için Ankara hakkında çıkan yazıları ilgiyle takip eden birisidir. Bu kişi en sonunda, Ankara'yı gezmiş, görmüş bir Amerikalı gezginin, Amerikanın ünlü New Chikago dergisinde yayımlanan ve kendisini konu hakkında tatmin edecek makalesine rastlar. Makaleden edindiği izlenimler sonucu vardığı kanaat ise; Ankara'nın bildiklerinden de üstün, anlatılanlardan da parlak olduğudur. Seyahatine dair detayları ve bilgileri makale olarak okurlarla paylaşan Amerikalı gezginin adı ise gerçekten çok yaratıcı: Mr. Con Hülya. 

     Dönemin aksettirilen Ankara'sı Arthur C. Clark'a, H.G. Wells'e taş çıkaracak nitelikte. Şehirde araç trafiği denilen bir kabus yok, zira yollar sizi istediğiniz yere kadar bırakıyor, gece kavramının olmadığı şehirde üstün mühendislik yaratıcılığı ile gündüz güneşin bir kısmı muhafaza edilen ışığı, gece yansıtma yoluyla Ankara'yı sonsuz aydınlık döngüsüne sokuyor. Şehire yağacak yağmur taneleri, büyük bir arsızlık ve hainlikle, sizi şemsiye almayı unuttuğunuz bir günde sırılsıklam faka bastıramadan özel bir makineyle daha havadayken yakalanıyor ve su ihtiyacını karşılamak üzere ilgili birimlere aktarılıyor. Hatta sert esen rüzgarlar bile onlardan daha sert esecek başka rüzgarların karşılarına çıkartılması suretiyle geri püskürtülüyor. Ankara'da mevsim de kalmamıştır artık, birtakım makineler aracılığıyla atmosferde daimi bir sıcaklık elde edilmiştir, yer altındaki kaloriferlerle de toprak ısıtılmaktadır. Ne kar var ne kış, oh mis! Yenilikler bunlarla da sınırlı değildir, hava boruları ile bir nevi ışınlanma teknolojisi geliştirilmiş, acil işleri olanlar için bu yolla birçok yere hızlı ulaşım sağlanmıştır, yeter ki sizi tazyikleyecek hava deliğine girin yeter.

     Malum yazdığı birçok eleştiri yazısı nedeniyle mahlası ''Kirpi'' olan Refik Halit Karay, bu öyküsünde de kaleminin keskin sivriliğini törpüleme gereği duymamış. Vermiş veriştirmiş. Eleştirdiği olumsuzlukların giderilmesi halinde de güncelleme yaparak bu yeniliği ekleyecek kadar da dürüstlüğünü korumuş. Yazarın çok beğendiğim 'Hülya Bu Ya' öyküsünü bu kitap dışında yazarın ''Ago Paşa'nın Hatıratı'' isimli kitabında da bulabilirsiniz.

Refik Halit Karay
     Kitabımızdaki diğer öyküler fantastik, bilim kurgu karışımıydı. Hatta bazıları salt fantastikti. Benim en sevdiğim yukarıda açıkladığım iki öyküydü. Diğerleri vasatın üstünde öykülerdi. Ha Isaac Asimov'un ''Sonsuzluğun Sonu'' adlı kitabında yer alan ''Robot Daneel''in gelecekten ülkemize geldiği, bir radyo programının konuğu olarak Türkiye'de neden bilim kurgu yok sorusunu sıkı bir biçimde cevapladığı öykü de verdiği mesaj yönünden başarılıydı. Peki Robot Daneel'in bize verdiği mesaj neydi biliyor musunuz? 

'' Evet Türkiye'de bilim yok ki kurgusu olsun. Ancak kurgusu olmayan, hayal gücü olmayan bir yerde de Jules Verne'nin ''Denizler Altında 20.000 Fersah''ındaki denizaltı ''Nautilus''un bilim tarafından üretilmesi de beklenmemelidir.'' 

2 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. iki-üç öykü dışındaki öyküler pek güzel değil, ama değindiğim 2 öykü kesinlikle okunmalı :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...