30 Haziran 2014 Pazartesi

KİTAP 17 # RAHİBE - DENIS DIDEROT


RAHİBE

/ LA RELIGIEUSE 

Denis Diderot

Çeviri: Adnan Cemgil

Engin Yayıncılık
2.Baskı 1990
211 sayfa




      Denis Diderot,  Aydınlanma Çağı'nın önde gelen karakterlerinden biri. Kendisi bir filozof yazar, evet hem düşünüyor hem de yazıyor, kısacası bir yazarda aradığım en önemli iki unsur. Düşünmeyen adamlara nedense sempatik bir gözle bakamıyorum, çoğu yazarın bana eğreti gelmesi ve bilhassa da popüler kültür kitaplarına fazlaca sarılamamamın nedeni bu sanırım. Düşünceden kastım ise alelade düşünceler değil, insanın düşün dünyasında fırtınalar koparan, yaşamını altüst eden, büyük bir sorgulama sürecine okuru cesaretle sürükleyen düşünceler; bilgi tabanlı, mantıksal bir metoda dayanan bir sorgulama süreci. Denis Diderot'ta bunların hepsi ve hatta daha fazlası var.
Denis Diderot'un hayatına ve yapıtlarına baktığınızda aydınlanmaya nasıl şekilde ön ayak olduğunu görürsünüz.Öncelikle kendisi bildiğimiz Ansiklopedi'nin (Encyclopédie) başeditörü. Amacı da bilgiyi elit tabakanın güdümünden alıp topluma sunmak, bilgi ile toplumun sorgulama sürecini hızlandırmak, toplumu geliştirmek ve eğitmek.Tam anlamıyla toplumcu bir yazar. O dönemde toplumcu olup da dikkat ve tepki çekmemek mümkün müdür? Tabiki değildir. Zaten Diderot da fazlasıyla tepki çekmiş ve bazı eserleri yasaklanıp , yakılmıştır. Oh ne ala memleket! Beğenmedin mi? yak! yık! sil! yok et! Hani ne oldu? bak hala kitapları elimizde? Demek ki o işler yasaklamayla, yakmayla olmuyormuş canım cicim!

      Denis Diderot'un uzun zamandır okumak istediğim bir kitabıydı Rahibe.Kitap, rahibe olmak istemediği halde ailesi tarafından zorla manastıra hapsedilip rahibe yapılmak istenen bir kadının kendi ağzından, bir kişiye mektup yazmak suretiyle anlattığı, manastırdan kurtulma süreci ve bu sırada manastırda maruz kaldığı envai işkenceler, sapıkça niyetler, insanı vahşetleri konu alıyor.O kadar gerçekçi bir üslupla yazılmış ki sanki bir otobiyografi. Denis Diderot'un keskin eleştiriler ve ithamlar yüklediği bu kitabı neye dayanarak bu kadar sert bir üslupla yazdığını merak ettim. Çünkü kitap rahibelik düzeni yanısıra kiliseyi yerden yere vuruyor. Bu şekilde bir yerden yere vurma, ilgili konu hakkında sağlam bilgi ve dayanak gerektirir. Evet bu ithamların bir dayanağı varmış, bunu kitaptan değil ama Denis Diderot'un hayatını araştırırsanız göreceksiniz. Diderot'un kız kardeşi söz konusu esere ilham veren. Kız kardeşi Catherine manastırda eğitim görürken rahiplerin tacizine maruz kalmış ve akli dengesini kaybetmiş ve burada ölmüştür. Zaten kitapta da vuku bulan olaylara maruz kalıp akli dengeyi yitirmemek mümkün değil. İşte tüm bu yaşananların tecrübesiyle, sert ve kesici, yer yer ironik bir eseri ortaya koymuş yazar.

      Kitaptaki Suzanne adlı küçük kız, daha küçükken ailesi tarafından sevilmediğini, diğer iki kız kardeşinden ayrı tutulduğunu fark eder.İnsanlar bu küçük kızı sevdikçe, tatlı buldukça ailesi iyice zıvanadan çıkar ki bunun nedenini sonradan öğreniyoruz. En sonunda kızı hem gözlerinden ırak olsun hem de miraslarına vasi olup da diğer kardeşlerinin miras paylarını azaltmasın diyerek rahibe olmak üzere manastıra kapatırlar. Kız canhıraş ağlar, en sert dille rahibe olmak istemediğini söyler, bir rahibe gelir ikna etmeye çalışır yok, diğeri gelir yok, yokoğlu yok!

Rahibe olmak istiyor musunuz?
-Hayır, Madame.
Rahibelikten hiç hoşlanmıyor musunuz?
-Evet, Madame.
Annenizle babanızın isteklerine boyun eğmeyecek misiniz?
-Evet, Madame.
Peki öyleyse ne olmak istiyorsunuz?
-Rahibelikten başka her şey.Rahibe olmak istemiyorum, olmayacağım da.

      Rahibeliğe geçiş olan rahibelik töreni gelir çatar, yine aynı direniş başgösterir:

Marie-Suzanne Simonin doğru söyleyeceğinize söz veriyor musunuz?
-Veriyorum.
Tamamiyla kendi isteğiniz ve özgür iradenizle mi buraya geldiniz?
-Hayır efendim.
Marie-Suzanne Simonin, Bakire kalacağınız, yoksulluğa ve baş eğmeye katlavacağınıza Tanrı adına yemin eder misiniz?
-Hayır efendim, hayır!

      Ama ne yapar ne eder başka bir törende, Suzanne'yi kendinde olmadığı bir anda rahibe yaparlar, Suzanne'nin bundan sonraki tek amacı ölümü yeğ tuttuğu rahibelikten kurtulmaktır. Tabi bu sırada kırbaçlanmak, dışlanmak,  yiyeceklerine pislik katılmak, hakaretlere uğramak, yatağı yorganı elinden alınarak aç bilaç açıkta bırakılmak ve bunlar gibi aklınızın almayacağı birçok çin işkencelerine maruz kalır.


      Tüm bunların yanısıra ömürleri boyunca bakire kalmak zorunda olan rahibeler arasında homoseksüel durumlar baş göstermeye başlar. Tabi kızımız çok masum olduğundan başrahibe tarafından kendisine yapılan bazı tacizlerin anlamını idrak edemez. Kendisine yukarıdan bazı uyarılar gelir herhangi bir temas durumları olursa bildirmesi üzerine. Ama başrahibesini seven ve ona anne diyen bu kızcağız başrahibesinin kendisine karşı kötü niyetlerini anlayamaz. Uzun süre bu tacizlere maruz kalır.

     Denis Direrot bu eseriyle çok büyük bir cesaret örneği sergilemiştir. O zaman sen kalkacaksın da kiliseyi bu şekilde eleştireceksin.İşkenceler yapıyorsun, para babalarının güdümündesin, bünyendeki hayasızlıkları gör, senin dinini reddediyorum! diyeceksin? fırtınalar kopar fırtınalar! ki kopmuş da zaten; eserlerinin yasaklanmadığı mı kalmış ,cezaevine girmediği mi? Şu an bile Kilisenin en sevmediği kitaplar top 10 listesinde ilk 5 i zorlar gibime geliyor.



     Tavsiyem okumanızdır, bu kitabı okumasanız da Hasan Ali Yücel klasiklerinde yazarın birçok eseri mevcut, birini alıp okumanızı şiddet ötesinde, ışık hızında, bir okul çıkışında, yinelenen bir şarkıda öhm anladınız siz onu her şekilde tavsiye ediyorum.
Herkese keyifli okumalar.

Not: Bu kitabın da filmi vardır arkadaşlar, aklınızda bulunsun.Film ve kitap ikilisini sevenlere duruyulur.


böylece;
18.yüzyılda yazılan bir kitap olması sebebiyle, Denis Diderot'a ait Rahibe adlı kitap Yaz Okuma Şenliğinde; 17.,18.,19. yüzyılda yazılmış birer kitap kategorisinde bana da 10 puan kazandırdı :)




4 yorum:

  1. İşte geldim burdayım.. Ve artık yakından takipteyiiiim..:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hoş geldiniz sefalar getirdiniz efenim, her daim beklerim :))

      Sil
  2. Blogunuza ilk defa geldim ve bu incelemenizden çok etkilendim. Bu kitap aynı zamanda bana Magdalene Sisters filmini anımsattı. Diderot'a aşina değilim, hiçbir kitabını okumadım ama en kısa zamanda okumalıyım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. merhabalar:) hoş geldiniz:)
      bahsettiğiniz filmi duymamıştım daha önce, filme göz atacağım :) diderot aslında herkesin okuması gerektiğini düsündüğüm bir filozof yazar , tanıdıkça yazarın ne kadar zeki olduğunu, çağını aştığını göreceksiniz :)
      keyifli okumalar dilerim:)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...